TRENDE
Çeşme Altınkum rezerv yapı alanı ve işaretli parseller
Altınkum planlama alanı üzerine uzman değerlendirmesi

Altınkum’da Planlama Kararı: Kamu Yararı, Kıyı Hakkı ve Çeşme’nin Geleceği

Ömer Kaşıkcı
Harita Mühendisi | SPK Lisanslı Değerleme Uzmanı

Çeşme’nin Altınkum, Çiftlik ve Musalla mahallelerini kapsayan yaklaşık 136.467,39 m² büyüklüğündeki alan için hazırlanan 1/5.000 ölçekli Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı ile 1/1.000 ölçekli Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planı, 27 Ağustos 2026 tarihinde onaylanarak 28 Ağustos–11 Eylül 2026 tarihleri arasında askıya çıkarıldı.

Bu gelişmeyi yalnızca “yeni konut, ticaret ve turizm imarı” başlığıyla değerlendirmek yeterli değildir. Konu; rezerv yapı alanı kararının amacı, planlamanın bütünlüğü, kıyıların kamusal niteliği, kamu yararı, kurum görüşleri, önceki yargı kararları ve Çeşme’nin uzun vadeli mekânsal değeri birlikte ele alınarak değerlendirilmelidir.

Plan alanında ne var?

Onaylı plan açıklama raporuna göre alan; dört özel mülkiyet parseli, üç Maliye Hazinesi parseli ve tescil harici alanlardan oluşuyor.

Planla yaklaşık 75.814 m² gelişme konut alanı, yaklaşık 13.789 m² ticaret–turizm–konut alanı ile park, rekreasyon ve çeşitli sosyal–teknik donatı alanları öngörülüyor. Konut alanlarında E:0,20; karma kullanım alanında E:0,30 yapılaşma koşulu getiriliyor.

Rapor aynı zamanda alanın mevcut durumda büyük ölçüde boş ve kullanılmayan parsellerden oluştuğunu belirtiyor. Bu tespit, 6306 sayılı Kanun kapsamında verilen “rezerv yapı alanı” kararının hangi somut dönüşüm ihtiyacına ve hangi kamu yararı gerekçesine dayandığının daha açık biçimde ortaya konulmasını gerekli kılıyor.

Asıl mesele yalnızca emsal değildir

Bir planın kamu yararına uygunluğu yalnızca emsalin düşük veya yapıların az katlı olmasıyla ölçülemez.

Asıl sorular şunlardır:

Planlama, belirli taşınmazlara değer kazandıran bir idari işlem üretme aracı değildir. Plan kararlarının eşitlik, nesnellik, plan bütünlüğü, şehircilik ilkeleri ve kamu yararı temelinde açıklanabilir olması gerekir. Sınırlı sayıdaki özel mülkiyet parsellerini doğrudan etkileyen planlarda bu gerekçelendirme yükümlülüğü daha da önemlidir.

Kıyı yalnızca denizle kara arasındaki çizgi değildir

Anayasa’nın 43. maddesi kıyıları devletin hüküm ve tasarrufu altında kabul eder ve kıyılar ile sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararının gözetilmesini emreder. Kıyı hukukunun temel yaklaşımı, kıyıların herkesin eşit ve serbest kullanımına açık tutulmasıdır.

Plan raporuna göre çalışma alanı kıyıdan yaklaşık 381 metre mesafededir. Bu nedenle plan alanının bütünü doğrudan “kıyı” veya “sahil şeridi” olarak tanımlanamaz. Bununla birlikte kıyı hakkı yalnız kıyı kenar çizgisinin üzerinde yapılan işlemle ihlal edilmez. Kıyıya ulaşan yolların niteliği, kıyı arkasındaki kullanım kararları, konut dokunulmazlığı oluşturan alanlar, otopark ve altyapı baskısı ile fiilî erişim koşulları da kamusal kıyı kullanımını doğrudan etkileyebilir.

Bu noktada Kültür ve Turizm Bakanlığının plan raporunda yer verilen görüşü son derece önemlidir. Bakanlık, alanın Altınkum Turizm Merkezi içinde kaldığını; bu bölgelerin halkın kıyı kullanımı ile turizm altyapısının geliştirilmesi amacıyla, turizm öncelikleri ve kamuya açıklık esas alınarak planlandığını belirtmiş, kamu kullanımını engelleyebilecek nitelikte konut kullanımlarını uygun görmediğini bildirmiştir.

Bir kamu kurumunun bu ölçüde açık olumsuz görüşüne rağmen farklı bir karar alınmışsa, bunun teknik ve hukuki gerekçesinin kamuoyuna şeffaf biçimde açıklanması gerekir.

“Koruma amaçlı plan” adı tek başına koruma sağlamaz

Bir planın adında “koruma amaçlı” ifadesinin bulunması, plan kararlarının kendiliğinden koruma ilkesine uygun olduğu anlamına gelmez. Gerçek koruma;

ile mümkündür.

İZSU görüşünde alanın batısından bir dere yatağı ve iki yan kolun, doğusunda ise başka bir dere yatağının geçtiği belirtiliyor. Çeşme’nin su, altyapı ve yaz nüfusu sorunları dikkate alındığında, yeni yapılaşma kararlarının yalnız parsel ölçeğinde değil, yarımada ölçeğinde değerlendirilmesi gerekir.

Gayrimenkul değeri açısından yanlış denklem

Bir bölgenin değerini artırmak yalnızca yeni imar hakkı üretmek değildir. Kıyının kamusal niteliği, doğal peyzaj, düşük yapılaşma baskısı, erişilebilir plajlar ve bölgesel kimlik de ekonomik değerin temel bileşenleridir.

Kısa vadede belirli parsellere sağlanan yapılaşma hakkı, bu taşınmazların geliştirme potansiyelini artırabilir. Ancak aynı karar;

yaratılan özel değer ile kaybedilen kamusal değer arasında ciddi bir dengesizlik doğar.

Değerleme açısından doğru soru yalnızca “bu parseller ne kadar değerlenecek?” değildir. Asıl soru şudur:

Bu plan Çeşme’nin toplam mekânsal, çevresel ve ekonomik değerini artırıyor mu; yoksa kamusal değeri sınırlı sayıdaki taşınmaza mı aktarıyor?

Önceki yargı süreci neden önemlidir?

Plan açıklama raporunda aynı bölgede daha önce onaylanan 1/5.000 ve 1/1.000 ölçekli planların İzmir 2. İdare Mahkemesinin 10 Ekim 2017 tarihli kararıyla iptal edildiği aktarılıyor. Ayrıca üst ölçekli plan kararlarının bir bölümüne ilişkin başka bir yargı süreci de raporda yer alıyor.

Yeni planın önceki planla tamamen aynı olduğu söylenemez. Ancak aynı coğrafyada yeni bir plan hazırlanırken, önceki iptal gerekçelerinin nasıl karşılandığının açıkça gösterilmesi zorunludur. Yargı kararını yalnız biçimsel olarak aşan, fakat temel planlama problemlerini sürdürme ihtimali taşıyan bir yaklaşım kamu yararı bakımından yeni uyuşmazlıklar yaratabilir.

Profesyonel değerlendirmem

Mevcut belgeler birlikte değerlendirildiğinde bu planın;

bakımından ciddi şekilde yeniden değerlendirilmesi gerektiği kanaatindeyim.

Bu aşamada kesin bir “hukuka aykırılık” hükmü ancak yetkili yargı organınca verilebilir. Buna karşılık mevcut veriler, planın kamu hukuku, kamu yararı, kıyıların ortak kullanımı ve planlamada nesnellik ilkeleri bakımından güçlü hukuki ve teknik itirazlara açık olduğunu göstermektedir.

Çeşme’ye fayda sağlayacak planlama; kıyıyı ve doğal alanları yapılaşma rezervi olarak görmekten değil, kamusal erişimi güçlendirmekten, turizm altyapısını korumaktan, su ve altyapı kapasitesini gözetmekten ve planlama kararlarını şeffaf biçimde gerekçelendirmekten geçer.

Çeşme’nin geleceği, tek tek parsellerin kazanımı üzerinden değil, yarımadanın toplam kamusal değeri üzerinden planlanmalıdır.

Ömer Kaşıkcı
Harita Mühendisi | SPK Lisanslı Değerleme Uzmanı
Teknik Bilgiyle Doğru Yatırım


Kaynaklar

Bu yazı kamuya açık plan ve raporlara dayalı mesleki değerlendirmedir; belirli bir taşınmaz için hukuki mütalaa veya değerleme raporu değildir.

Altınkum’daki 441 ada, 1012 ada, 1013 ada ve 0 ada 2143 parsellerinin uydu görüntüsü
Gerçek uydu görüntüsü üzerinde 7 tescilli parselin görsel işaretlemesi. Bu görsel aplikasyon veya resmî kadastro paftası yerine geçmez.
Teknik Bilgiyle Doğru Yatırım

İmar planı, parsel ve gayrimenkul değerleme çalışmalarında teknik inceleme için iletişime geçebilirsiniz.

omerkasikci.com